Adli Tıp Bülteni http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni,</strong> <strong>Adli Tıp Uzmanları Derneği</strong>'nin resmi yayın organı olarak yılda üç kere yayınlanır.</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni</strong>, adli bilimlerde yapılan orijinal araştırmaları, olgu sunumlarını, editöryal yorumları, editöre mektup ve derlemeleri yayınlar. Derginin resmi dili&nbsp;<strong>Türkçe</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>İngilizce</strong>dir.</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni,&nbsp;</strong><strong>uluslararası danışmanlı bir adli tıp dergisidir.</strong>&nbsp;</p> <p style="text-align: justify;">Dergide yayınlanmak üzere gönderilen yazılar, araştırma ve yayın etiğine uygun olmalıdır. Dergiye gönderilen makale biçimsel esaslara uygun ise, editör ve en az iki danışmanın incelemesinden geçip, gerek görüldüğü takdirde istenen değişiklikler yazarlarca yapıldıktan sonra yayınlanır.</p> <p style="text-align: justify;"><br>Tüm yazarların gönderilen makalede akademik-bilimsel olarak doğrudan katkısı olmalıdır. Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.</p> <p style="text-align: justify;">Dergi ile ilgili her türlü iletişim için kullanılacak adres:</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Prof.Dr. Halis Dokgöz</strong>, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, Mersin, Türkiye.</p> <p><strong>Makale Başvuruları:</strong>&nbsp;Dergiye gönderilecek yazılar dergimizin&nbsp;<strong>www.adlitipbulteni.com</strong> adresinde bulunan online makale gönderme sisteminden yapılır. Online başvuru dışında gönderilecek yazılar değerlendirmeye alınamayacaktır. Adli Tıp Bülteni'ne gönderilen yazılar orijinallik yönünden taranmaktadır.</p> <p>E-posta: <a href="mailto:halisdokgoz@adlitipbulteni.com">halisdokgoz@adlitipbulteni.com</a></p> <ul> <li class="show"><strong>p - ISSN 1300-865X</strong></li> <li class="show"><strong>e - ISSN 2149-4533</strong></li> </ul> tr-TR <p style="text-align: justify;" align="justify">Adli Tıp Bülteni, açık erişimli bilimsel bir dergidir. Açık erişim, çalışmaların özgürce halka açılmasının bilginin küresel olarak paylaşımını arttıracağı prensibine dayanarak kullanıcı veya kurumlara ücret ödemeden tüm içeriğin serbest biçimde sunulması demektir. Dergimiz ve bu internet sitesinin tüm içeriği Creative Commons Attribution (CC-BY) lisansının şartları ile ruhsatlandırılmıştır. Bu durum, Budapeşte açık erişim girişiminin (BOAI) açık erişim tanımı ile uyumludur.<br> Creative Commons Attribution Lisansı, kullanıcıların bir makaleyi kopyalamasına, dağıtmasına ve nakletmesine, makaleyi uyarlamasına ve makalenin ticari olarak kullanılmasına imkan tanımaktadır. CC BY lisansı, yazarına uygun şekilde atfedildiği sürece açık erişimli bir makalenin ticari ve ticari olmayan mahiyette kullanılmasına izin vermektedir.<br> Adli Tıp Bülteni, hak sahipleri olarak yazarların, makalenin kabulünden önce <strong><a title="Telif Hakkı ve Etik Formunu İndirmek için Tıklayınız..." href="http://www.adlitipbulteni.com/files/atb_telif_hakki_devir_formu_v102.pdf" target="_blank">telif hakkı ve etik sözleşmesini</a></strong> imzalayarak dergiye göndermesini talep etmektedir. Yazarlar, çalışmalarının telif hakkını elinde tutmaya devam etmekte, Adli Tıp Uzmanları Derneğine yayınlama izni vermektedir. Bu sayede hem Dergi makaleyi yayımlama hakkına sahip olmakta hem de söz konusu çalışmanın yazarın kendi özgün çalışması olduğu ve geçerli bir araştırmaya dayandığını beyan etmesi dahil çeşitli hususların doğrulanmasına imkan vermektedir.<br> Çalışmalarının Dergimizde yayınlanmasını isteyen yazarlar aşağıdaki şartları kabul etmiş sayılırlar:<br> *Telif hakkı yazarlarda kalmakla birlikte, Dergimize çalışmayı ilk kez yayınlama izni verilmekte, aynı anda yazara atıfta bulunulmak ve ilk kez dergimizde yayınlandığı belirtilmek kaydı ile çalışmanın özgürce paylaşılmasına imkan tanıyan Creative Commons Attribution Lisansı ile ruhsatlandırılmaktadır.<br> *Yazarlar, çalışmanın ilk kez dergimizde yayınlandığı belirtilmek kaydı ile, dergimizde yayınlanan sürümünün münhasır olmayan şekilde dağıtılması (Ör., kurumsal bir bilgi havuzuna eklenmesi veya bir kitapta yayınlanması) için ayrı, ek sözleşmeler yapabilirler.<br> *Yayınlanan çalışmanın daha erken ve daha fazla atıf alması kadar bilginin daha verimli olarak paylaşılmasına imkan sağlayacağından dolayı, değerlendirmeye gönderilme öncesinde ve sonrasında yazarların çalışmalarını çevrimiçi olarak yayınlamalarına (kişisel internet sayfalarında yahut kurumsal havuzlarda) izin verilmekte ve teşvik edilmektedir.<br><a title="CC Attribution 4.0 International (CC BY 4.0)" href="https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/" target="_blank"><img src="/public/site/images/drugurkocak/cc-by.png" alt="" hspace="5" vspace="5"></a></p> editor@adlitipbulteni.com (Prof. Dr. Halis Dokgöz) support@adlitipbulteni.com (Uzm. Dr. Uğur Koçak) Paz, 23 Ara 2018 00:00:00 +0300 OJS 3.1.1.2 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 Editörden http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1262 <p>Değerli Adli Bilimciler,<br>Adli Tıp Bülteni’nin 2018 yılı son sayısıyla karşınızdayız. 2019 yılının adli bilimler alanında çalışan hepimize sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyoruz.<br>Adli Tıp Bülteni, DOAJ (Directory of Open Access Journals) gibi uluslararası indekslerce taranan uluslararası bir dergi niteliğine kavuşması yanında Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından Doçentlik Başvuru Şartlarının “Ulusal Makale” maddesinde “ULAKBİM tarafından taranan ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makale” koşulu da getirilmiş olup adli bilimler kapsamında ülkemizden sadece Adli Tıp Bülteni’nin TÜBİTAK ULAKBİM TR Dizin kapsamında dizinlenen dergiler arasında yer almasından mutluluk ve gurur duyuyoruz.<br>Dergimizin bu sayısında da adli bilimler alanından farklı disiplinlerden çalışmaları sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.<br>Çalışmalarınızı dergimize gönderirken dergimiz yazım kurallarını dikkatle incelemenizi sizlerden rica ediyoruz. Adli bilimler alanında birbirinden değerli çalışmaların yanında “Türkiye’de ve Dünyada Adli Edebiyat” konusunun irdelendiği çalışmanın ses getireceğini ve bir boşluğu dolduracağını düşünüyoruz. Bilimin edebiyat ve sanatta yeni ufuklar açıcı niteliğinin görünür kılınması ve liyakatin adli bilimler alanında ne kadar önemli olduğunu yaşam bize her gün göstermeye devam ediyor.<br>Bilimselliğin geleceğin adli bilimlerini inşa etmede tek gerçek olduğu bilinciyle dergimizin bilimsel niteliğini hep birlikte daha da yükseklere taşımak, Adli Tıp ve Adli Bilimler alanında en güncel çalışmaların paylaşıldığı ortak bir platform olmaya devam etmesi dileğiyle...<br>Prof. Dr. Halis Dokgöz<br>Editör</p> Halis Dokgöz ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1262 Paz, 23 Ara 2018 13:48:46 +0300 Caydırıcılığın Madde Kullanımı Açısından Üniversite Öğrencilerinde Değerlendirilmesi http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1235 <p><strong>Amaç: </strong>Suçla mücadelede en önemli unsurlardan biri ceza politikalarıdır. Bu araştırmanın amacı madde kullanımı açısından ceza yaptırımlarının ne anlama geldiğini saptamaya çalışmak ve cezalandırmanın bireylerin suç işlemelerindeki etkisini, cezaların caydırıcı olup olmadığını ortaya koymaktır.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem: </strong>Bu araştırmanın örneklemi üniversitelerde öğrenim görmekte olan öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın anket yoluyla bilgi toplama aşamasına toplam 277 üniversite öğrencisi katılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular</strong>: Katılımcıların %17,9’u esrarı, %3,4’ü eroini, %4,5’i kokaini, %2,6’sı LSD’yi, %4,5’i ecstasyi, %3’ü bonzaiyi en az bir kez kullandıklarını bildirmişlerdir Öğrencilerin %41,4’ünün okul idaresinin madde kullanan öğrencileri fark etme olasılığının düşük olduğunu, %71,6’sının madde kullanımının yasal olarak suç olduğunu bildiği, %44,2’sinin madde kullanımına verilen cezaların caydırıcı olmadığını düşündüğü görülmektedir. Madde kullanan öğrencilerin %54,9’u, kullanmayan öğrencilerin ise %24,1’i madde kullanımından dolayı bir kişinin yakalanma olasılığını düşük bulmaktadır. Öğrencilere anket çalışmasında madde kullanmama nedenleri sorulduğunda %64’ünün sağlığıma zararlı olacağını düşündüğüm için yanıtı verdiği görülmüştür. Yakalanma risk algısına bağlı olarak ceza almaktan ve yakalanmaktan korktuğum için yanıtını verenlerin oranının ise toplamda %9 olduğu görülmüştür.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların madde kullanımına verilen cezalar ile ilgili net bir bilgi sahibi olmadıkları ve cezai yaptırımlar konusunda özellikle kesinlik ve şiddetlilik prensiplerine olan inançlarının düşük olduğu görülmüştür.</p> Burcu Türk, Mustafa Fatih Yavuz ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1235 Paz, 23 Ara 2018 14:07:53 +0300 Ankara’da Evsiz Ölümleri http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1225 <p><strong>Amaç: </strong>Evsizlik, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemiz için de ulusal bir sorundur. Evsiz insanlar arasındaki ölüm oranının genel nüfusa göre daha fazla olması, önlenebilir ölüm nedenlerinin tespiti ve gerekli tedbirlerin alınması konularında, sosyal yardım kuramlarının ve dolayısıyla devletin bilgilendirilmesini önemli hale getirmektedir. Bu çalışmada konuya dikkat çekmek, ülkemizdeki evsiz insanlara ait istatistiklere katkıda bulunmak ve alınması gereken önlemler için veri sağlamak amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Gereç ve yöntem: </strong>1997-2006 yılları arasında, Ankara’da ölen 127 evsiz insana ait ölü muayenesi ve otopsi tutanaklarına Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı arşivlerinden ulaşılmış; olgular cinsiyet, yaş, ölü bulunduğu yer ve mevsim, ölüm nedenleri açısından geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Olgulardan elde edilen veriler kaydedilerek paket istatistik programı (SPSS) kullanılarak analiz edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>Ölen evsizlerin 116’sı (%91,33) erkek olup en çok 3160 yaş (%70,08) grubunda ölümler gözlenmiştir. Ölü bulundukları yerler metruk bina, inşaat ve baraka benzeri gibi kapalı bulunan yerlerdir. Ölümler en çok sonbahar ve kış mevsimlerinde (%62,99) görülmüştür. Ölen evsiz insanların %67,71’inin genel vücut hijyeni bozuk bulunmuş, %42,51’ine otopsi yapılmıştır. Doğal olmayan nedenlerden ölümlerde (%55,11), ölüm nedeni olarak en çok trafik kazaları (%14,17) ve alkol entoksikasyonu (%7,87) saptanmış, doğal nedenli ölümlerde ise sırasıyla akut myokard enfarktüsü (%18,90) ve beslenme bozukluğuna bağlı çoklu organ yetmezliği (%5,51) tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>“Evsiz” insan ölümlerinde; ölümün meydana geldiği yerin, öncelikle olay yeri inceleme ekipleri ve Adli Tıp Uzmanı tarafından değerlendirilmesi, tanık ifadelerinin ayrıntılı bir şekilde alınması ve gerçek ölüm nedenlerinin belirlenmesinin, bu insanların yaşam sürelerini artıracak gerekli tedbirlerin alınmasında temel bir veri kaynağı olacağı düşüncesindeyiz.</p> Murat Yağan, Uğur Koçak, Birol Demirel ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1225 Paz, 23 Ara 2018 15:04:20 +0300 Muğla’da Otopsisi Yapılan Gençlik Yaş Grubuna Ait Olguların Değerlendirilmesi http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1222 <p>Amaç: Muğla’da otopsisi yapılan gençlik yaş grubu olguların değerlendirilmesiyle, gençlik grubu adli ölümlerin bölgesel profilini çıkarmak ve önlemler konusunda öneriler geliştirebilmek amaçlanmıştır.</p> <p>Gereç ve Yöntem: 2013-2016 yılları arasında Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünde otopsisi yapılan 1603 otopsi arasında, 15-24 yaş grubunda olan 162 (%10.1) olgunun otopsi raporları geriye dönük değerlendirildi.</p> <p>Bulgular: En fazla otopsi 59 olguyla 2015, 39 olguyla 2016 yıllarında yapılmıştı. Olguların %82.7’si erkek, %17.3’ü kadındı, 15-19 yaş grubunda 76 olgu (%46.9), 20-24 yaş grubunda 86 olgu (%53.1) vardı. Olguların %75.3’ü Türkiye vatandaşı, diğerleri yabancı uyrukluydu. Olgular sırayla en fazla Bodrum, Fethiye ve Milas ilçelerinden gönderilmişti. Ölüme neden olan olaylar; 23 olguda ani beklenmedik ölüm, 50 olguda sudan çıkarılma, 19 olguda ateşli silah yaralanması, 45 olguda çeşitli kaza nedenli ölüm olayları idi.&nbsp; Ölüm nedenleri; 51 (%31.5) olguda suda boğulma, 10 (%6.2) olguda doğal nedenli ölüm, 90 (%55.5) olguda zorlamalı ölüm olup 11 (%6.8) olgunun ölüm nedeni belirlenememişti. Olguların 12’si (%7.4) çürümüştü, bunların 10’u sudan çıkarılmıştı. Toksikolojik analizlerde 44 olguda kanda, bunların 15’inde göz içi sıvısında alkol tespit edilmişti.</p> <p>Tartışma ve Sonuç: Gençlik yaş grubu otopsi olgularında erkek oranının fazlalığı ve zorlamalı ölümlerin sıklığı dikkat çekicidir. Olguların yukarıda belirtilen ilçelerden daha fazla gelmesi durumunun, bu ilçelerde nüfusun diğer ilçelerden fazla olması bu sebeple olay sayısının da fazla olması ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Bölgenin turizm potansiyelinin yüksek olması ve illegal göçmen geçişlerinin de bulunması beraberinde trafik, deniz kazaları ve suda boğulma olgularının sıklığını arttırmaktadır. Özellikle 20-24 yaş grubunda zorlamalı ölümlerin ve erkek cinsiyetin fazlalığı göz önüne alındığında;...</p> Yasemin Balcı, Gülsüm Kadı, Melike Erbaş, Ümit Ünüvar Göçeoğlu ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1222 Paz, 23 Ara 2018 15:33:44 +0300 Çocuklarda Suç Tekrarını Yordayan Risk Faktörleri http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1215 <p><strong>Amaç: </strong>Suça sürüklenen çocukların tekrar suça sürüklenmesine ilişkin risk faktörlerinin belirlenmesi, tekrarlayan suça sürüklenmelerin önlenebilmesi için önem arz etmektedir. Mevcut çalışmanın amacı suça sürüklenen çocukların tekrar suça sürüklenmesini yor- dayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bu bağlamda, tek bir defa suça sürüklenen çocuklar ile üç ve daha fazla suça sürüklenen çocukların karşılaştırılması yoluyla çocukların birçok kere suça sürüklenmesini yordayan faktörlerin ortaya çıkarılması hedeflenmektedir.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem: </strong>Suça sürüklenmiş çocukların tekrar suça sürüklenmelerini yordayan faktörlerin belirlenmesi amacıyla retrospektif belge taraması yapılarak İstanbul Adliyesi yargı çevresinde kurulu olan çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde 2005-2015 yılları arasında yargılamaları yapılmış suça sürüklenen çocuklar hakkında yazılan sosyal inceleme raporları incelenmiştir. Üç veya daha fazla defa suça sürüklenen çocuklarla (n=200) rastgele seçilen ilk defa suça sürüklenen çocuklar (n=200) hakkında elde edilen veriler temel risk faktörlerine göre tasnif edilmiş ve tekrar suça sürüklenmeyi yordayan değişkenlerin tespiti için lojistik regresyon analizi kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>Tekrar suça sürüklenme olgusunda, riskli davranışlarda bulunan akranların varlığı, internet kafede zaman geçirme davranışı, okulu bırakma gibi faktörlerin oldukça güçlü ölçüde etkisinin bulunduğu; bunun yanı sıra kardeş sayısı, ilk defa suça sürüklendiği yaş, aile içi paylaşım ve iletişimin zayıf olması ile madde kullanma öyküsünün bulunmasının da tekrardan suça sürüklenme ile ilişkili olduğu ortaya konulmuştur.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>İlk defa suça sürüklenen ve 12-15 yaş grubunda bulunan çocukların, riskli davranış gösteren akranlarının olması, internet kafede vakit geçirmesi ve okulu bırakması halinde tekrar suça sürüklenme olasılığının oldukça yüksek olduğu anlaşılmıştır. Aile, toplum ve yetkili makamların özellikle çocuğun sağlıklı bir sosyal çevrede yetişebilmesi için gerekli tedbirleri alması gerek çocuğun gerekse de toplumun...</p> Ayhan Erbay, Zeynep Gülüm ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1215 Paz, 23 Ara 2018 15:47:21 +0300 Adli Tıbbi Raporlama Sürecinde Gecikmeye Neden Olan Faktörler http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1197 <p><strong>Amaç: </strong>Bu çalışmada, bilirkişilik hizmeti verdiğimiz adli tıp alanında uzayan yargılama süreçlerine ne denli etkimizin olduğunun analiz edilmesi ve çıkan sonuçların tartışılması amaçlandı.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem: </strong>Çalışmada; adli rapor düzenlenmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına 2017 yılında gönderilen 232 olgunun adli tıbbi dosyaları retrospektif olarak incelendi. Rapor istem yazısının tarihi ile düzenlenen raporun hastaneden çıkış tarihine kadar geçen süreçteki tüm basamaklar ayrı ayrı incelendi. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı (Version 15.0) ile değerlendirildi.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>Olguların Anabilim Dalımıza başvuru tarihi ile rapor düzenlenmesi arasında geçen sürenin ortalaması 11,4±26,9 gün, raporun düzenlenme tarihi ile imzalanma ve adli makamlara gönderilmesi arasında geçen sürenin ortalaması 3,8±2,8 gündür. Diğer anabilim dallarından konsültasyon istenilen 73 olgunun konsültasyonlarının sonlandığı sürenin ortalaması 5,8±17,9 gün, istenilen tetkikler için randevu verilen 12 olgunun tetkiklerinin istenilmesi ile sonuçlanması arasında geçen sürenin ortalaması 18,2±20,8 gündür.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>Uzayan yargılama süreçlerinde raporlama süresinin etkisi ne denli az olsa da sorumluluğumuzda olan bu süreci olabildiğince kısaltmanın, kişilerin mağduriyetlerini azaltmak adına önemli bir görev olduğunu düşünmekteyiz.</p> Ahmet Turla, Elif Sazak Uygul, Meltem Zekioğulları, Berna Aydın ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1197 Paz, 23 Ara 2018 16:07:38 +0300 Trabzon’da 2009-2016 Yılları Arasında Otopsisi Yapılan Karbon monoksit Zehirlenmelerinin Değerlendirilmesi http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1205 <p><strong>Amaç: </strong>Ülkemizde karbonmonoksit (CO) zehirlenmesine bağlı ölümlerin çoğunlukla önlenebilir kazalar şeklinde olması ve diğer toksik madde alımına bağlı ölümlere nazaran daha sık görülmesi, konunun gündemde kalmasını sağlamaktadır.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem: </strong>Bu çalışmada 8 yıllık süre içerisinde Trabzon’da otopsisi yapılan CO zehirlenmesine bağlı meydana gelen ölüm olgularının çeşitli yönlerden incelenmesi ve konunun adli- tıbbi boyutunun ortaya konulması amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>Çalışmamız Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığı Morg ihtisas Dairesi’nde 2009-2016 yılları arasında otopsisi yapılan karbonmonoksit zehirlenmesine bağlı ölümlerin tamamını kapsamaktadır. Bu yıllar arasında otopsileri yapılan toplam 7133 adli olguya ait kayıtlar incelenmiş olup CO zehirlenmesi sonucu ölen 215 olgu yaş, cinsiyet, olayın meydana geldiği ay, orijin, ölüm süresi, CO kaynağı ve karboksihemoglobin (COHb) değerleri açısından değerlendirilmiştir. 215 adli olgu Trabzon’da 8 yılda otopsisi yapılan 7133 adli olgunun %3.01&gt;ini oluşturmaktadır. Olguların 91&gt;i (%42.3) kadın, 124&gt;ü (%57.7) erkek, erkek/kadın oranı 1,4&gt;dür. Yaş ortalaması 48.8±27.1’dir. Ölümlerin %24,1 ocak ayında, %74&gt;ü evlerde gerçekleşmiştir. Olguların %55.3&gt;ünde CO kaynağı olarak soba kömürü bulunmuştur. Olgularda tespit edilen ortalama COHb düzeyi %54.9±17.6’dır.</p> <p><strong>Sonuç: </strong>CO zehirlenmeleri, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de sosyal bir sorun oluşturmaktadır. Adli Tıp Uzmanlarının; büyük çoğunluğu önlenebilir kazalar olan CO zehirlenmelerinin adli-tıbbi boyutunun ortaya konulmasında ve kamuoyunun bu konu ile ilgili olarak bilinçlendirilmesinde önemli katkıları olacağı kanaatindeyiz.</p> Hüseyin Çetin Ketenci, Hülya Karadeniz, Halil Boz, Nazım Ercüment Beyhun ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1205 Paz, 23 Ara 2018 16:17:26 +0300 Dedektif Romanları: Tarihine Sığmayan Geçmişi İle Türkiye’de ve Dünyada Adli Edebiyat http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1209 <p>Dil ile söylem bir bütündür; edebi eserler yolu ile söylemin bir parçasını oluşturan ve tarihsel, sosyal, psikolojik birçok olgu hakkında bilgi veren edebiyat, Dilbilim dışındaki bilim dalları tarafından da incelenmektedir; multidisipliner bir özelliğe sahip olan Adli Bilimler de bu bilim dallarından biridir. Polisiye, edebiyatın bir parçasını oluşturduğundan, bu parçanın Adli Bilimler ile ilişkisi kaçınılmaz derecede ön plandadır. Zira insanoğlunun ortaya çıkışından itibaren, suç olgusu insanlığın yaşantısında yer tutmakta, bu durum edebi eserlerde de kendini göstermektedir. Suç-suçlu-araştırmacı üçgeninin oluşturduğu polisiye, böylesi bir dünyada Adli Bilimler’in yararlandığı bir kaynak mahiyetindedir. Bu çalışma, polisiyenin Türk ve dünya edebiyatındaki konumunu değerlendirerek, polisiyenin gelişim evrelerini incelemek için gerçekleştirilmiştir.</p> <p>Çalışma kapsamında literatür taraması yapılmış, polisiyenin gelişim evrelerinin Türk ve dünya edebiyatındaki izi sürülmüştür. Bu bağlamda nitel bir çalışma hazırlanmış ve Türk ve dünya edebiyatında hüküm süren polisiye kültürünün en önemli ve canlı eserleri, kronolojik bir şemada toparlanmıştır.</p> <p>İnceleme sonucunda, polisiyenin doğuşunun polis gücünün etkisi ile geçekleştiği, tarihe adını yazdırmış polis ve dedektiflerin günümüzde hâlâ gizemini koruyan edebi eserlere ışık tuttuğu bilgisine ulaşılmıştır.</p> Reyyan Ağaoğlu, Gökhan Oral ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1209 Paz, 23 Ara 2018 16:45:39 +0300 Çocuk ve Ergenlerde Nöroanatomik Gelişimin Çocuk Ceza Sorumluluğuna Etkisi http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1172 <p>Son yıllardaki teknolojik ve kavramsal gelişmeler, ergen beyninin yapısal ve fonksiyonel olgunlaşması ile ergen davranışı arasındaki ilişkinin kurulabilmesini sağlamıştır. Difüzyon tensör görüntüleme (DTI) çalışmaları frontal bölgedeki beyaz cevherin ve myelinizasyonun, çocuklarda erişkinlere göre anlamlı derecede düşük olduğunu göstermiştir. Gri ve beyaz cevher yapılanması ergenlik dönemini içine alarak erken erişkinlik yıllarına kadar devam etmektedir. Beyaz cevherdeki artış, yaşa bağlı gelişen bilişsel süreçler ile ilişkili myelinizasyon artışını yansıtmaktadır. Dürtü kontrolü, yargılama ve karar verme işlevlerini yürüten dorsolateral prefrontal korteks, erişkin düzeyindeki kalınlığa ve olgunlaşmaya en geç ulaşan bölgedir. Ergenlikte, duyguların, ödül ve ceza deneyimlerinin işlendiği limbik sistem ile beynin yürütücü işlevlerinin şefi olan prefrontal korteks arasındaki yolaklarda dopamin reseptör yoğunluğunda ve dağılımında önemli değişiklikler ortaya çıkar. Duygudurum, uyku, anksiyete, dürtüsellik gibi birçok davranış açısından önemli etkilere sahip olan serotonerjik sistem ile ilgili olarak yapılan çalışmalar serotonerjik nörotransmisyonun yeniden yapılanmasının çocukluk ve ergenlik boyunca devam ettiğini göstermiştir. Bu bulgular, birçok kompleks bilişsel süreçlerin erken erişkinlik yaşlarına kadar gelişimini tamamlamadığını göstermektedir. Literatür; nöroanatomik ve nörokimyasal değişimlere bağlı olarak ergenlik döneminde ceza sorumluluğu değerlendirmesinde önemli yeri olan ahlaki, sosyal, hukuki muhakeme, yargılama, karar verme, dürtü kontrolü gibi yeteneklerde ergenlerin yetersizlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de hekimlerce yapılan çocuk ceza sorumluluğu değerlendirmeleri ile ilgili çalışmalar incelendiğinde, verilen raporların çok yüksek oranlarda ceza sorumluluklarının bulunduğu yönünde olduğu görülmektedir. Bu yazıda çocuk ve ergenlerin nöroanatomik gelişim ve nörokimyasal değişimlerinin ceza sorumluluğuna etkisi, literatür eşliğinde ortaya konularak ceza sorumluluğu başlangıç yaşı ile 12 - 14 yaş grubu çocukların hekimlerce yapılan ceza sorumluluğu değerlendirmelerinin tartışmaya açılması amaçlanmıştır.</p> Abdulkadir Yıldız ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1172 Paz, 23 Ara 2018 00:00:00 +0300 Dövmenin (Tatuaj) Lazerle Silinmesi Hekim Sorumluluğu: Bir Olgu Sunumu http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1207 <p>Dövme (tatuaj) çok eski tarihlerden günümüze süregelen bir uygulamadır. Dövme topluluklar için bir inancı, toplumsal sınıfı veya kimliği temsil eder. Dövme insan vücuduna farklı desen ve renklerde uygulanmaktadır. Bunların bir kısmı geçiciyken bir kısmı da kalıcıdır. Derinin alt tabakasına enjekte edilen mürekkep dövmenin kalıcı olmasını sağlar. Tatuaj son yıllarda gençler arasında yaygınlık kazanmıştır. Yaygınlaşmayla birlikte daha sonra dövmeyi sildirmek isteyenlerin artmasına bağlı olarak bilim adamları dövme silme yöntemleri üzerine değişik tedavi arayışlarına girmiştir. Bu yöntemlerden bazıları; dermabrazyon, kriyocerrahi, elektrocerrahi ve cerrahi eksizyon gibi tahrip edici tekniklerdir. Bunların yan etkisi oldukça fazla olduğundan son yıllarda lazer teknolojisi gelişmiştir. Günümüzde dövme sildirmek için kullanılan en yaygın yöntem Q-anahtarlı lazer yöntemidir. Birkaç seansta farklı dalga boyları ve sıklığıyla farklı renklere müdahale edilerek dövme boyasının parçalanması hedeflenir. Bu olgu sunumunda, hasta 2015 yılında koluna ve el bileğine dövme yaptırmıştır. 2016 yılında dövme silinmesi için bir merkeze başvurmuştur. Doktor hastaya hastanın bahsi geçen dövmelerin lazerle...</p> Ebru Yolaçan, Gülşah Dağ Oğlakcıoğlu, Gürol Cantürk ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1207 Paz, 23 Ara 2018 17:08:57 +0300 Adli Tıp Pratiğinde Nadir Görülen Bir Olgu: Dekompresyon Hastalığı http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1200 <p>“Vurgun” olarak da bilinen “Dekompresyon Hastalığı”, basınç altında kan ve dokularda çözünen inert gazın (Nitrojen, Helyum gibi) oluşturduğu kabarcıkların yol açtığı bir durum olup, genellikle dalgıçlarda görülmektedir. Azalan basıncın etkisiyle kanda çözünmüş halde bulunan bu inert gazlar, çözünmüş halden serbestleşerek damar ve dokular içerisinde dokunun beslenmesini engelleyen kabarcıklar oluşturmaktadır. Bu durum tamamen herhangi bir belirti vermeyebileceği gibi, basit bir yorgunluk ve dispneden, parapleji ve hatta ölüme kadar varan geniş bir yelpazede patolojilere de sebep olabilmektedir. Adli Tıp polikliniğine adli rapor istemi ile başvuran, alınan öyküye göre denizde 27 metre derinlikten hızlıca su yüzeyine yükselme sonucu “Dekompresyon Hastalığı” gelişen 41 yaşında erkek olgu, adli tıp pratiğinde nadir görülen bir olgu olması ve bu tür olgulardaki adli tıbbi yaklaşıma dikkat çekilmesi amacıyla sunulmuştur.</p> Orhan Meral, Ahsen Kaya, Ekin Özgür Aktaş ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1200 Paz, 23 Ara 2018 00:00:00 +0300 Cep Telefonu Bataryasının Isınmasına Bağlı Yanık Olgusu http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1183 <p>Günümüzde iletişim araçları oldukça gelişmiş olup cep telefonları günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir. Bu olgu sunumunun amacı teknolojinin ilerlemesi ve sonuçlarına paralel olarak gelişebilecek yeni adli olgu tiplerine dikkat çekmektir.</p> <p>35 yaşında erkek olgunun cep telefonu bataryası ısınıp sol elini yakmış ve sol el avuç içi tenar alanda 2x2 cm boyutunda 2. derece yanık yarası ve ortasında patlamış 1x1 cm bül alanı saptanmıştır.</p> <p>Günümüzde cep telefonu teknolojisi, iletişim teknolojileri içinde en fazla gelişme gösteren mobil iletişim biçimidir. Ülkemizde ve dünyada bu alanda yapılacak ayrıntılı ve konuyu sağlık, iletişim, sosyal, ekonomik ve hukuki boyutları ile ele alacak çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.</p> Fatmagül Aslan, Hacer Yaşar Teke ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1183 Paz, 23 Ara 2018 18:08:41 +0300 Drone Kazasına Bağlı İlk Adli Vaka Bildirimi: Olgu Serisi http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1211 <p>Drone, İnsansız Hava Araçları (İHA) arasında en çok kullanılan ve terminolojik olarak en sık tercih edilen bir hava taşıtıdır. İçerisinde bir pilot (drone’u kumanda eden kişi) olmadan, kumanda sistemi sayesinde yerden yönetilebilir ve yönlendirilebilir. Üzerinde taşıyabileceği kamera, silah, radar gibi donanımlar sayesinde özellikle güvenlik, askeri bilgi toplama, gazetecilik ve görüntüleme gibi birçok alanda kullanılmakta ve kolaylık sağlamaktadır. Bu kadar yaygın kullanılması İHA’ların hukuki, sosyal ve güvenlik açısından sorgulanmasına yol açmıştır.</p> <p>Çalışmamızda aynı drone kazasına bağlı oluşan 3 adli vaka olgusu literatüre katkı amacıyla sunulmuştur. Bugüne kadar tıbbi literatürde sadece iki vaka bildirilmiş olmasına rağmen, haber medyasında insanlarla çok sayıda drone çarpışması vardır. Ayrıca çalışmamız literatür araştırmamıza göre Türkiye’den bildirilen ilk tıbbi bildiridir.</p> Sıla Yazkan Hira, Taner Akar, Birol Demirel ##submission.copyrightStatement## http://creativecommons.org/licenses/by/4.0 http://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1211 Paz, 23 Ara 2018 18:17:51 +0300