https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/issue/feed Adli Tıp Bülteni 2019-05-13T03:22:52+03:00 Prof. Dr. Halis Dokgöz editor@adlitipbulteni.com Open Journal Systems <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni,</strong> <strong>Adli Tıp Uzmanları Derneği</strong>'nin resmi yayın organı olarak yılda üç kere yayınlanır.</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni</strong>, adli bilimlerde yapılan orijinal araştırmaları, olgu sunumlarını, editöryal yorumları, editöre mektup ve derlemeleri yayınlar. Derginin yayın dili&nbsp;<strong>Türkçe</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>İngilizce</strong>dir.</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Adli Tıp Bülteni,&nbsp;</strong><strong>uluslararası danışmanlı bir adli tıp dergisidir.</strong>&nbsp;</p> <p style="text-align: justify;">Dergide yayınlanmak üzere gönderilen yazılar, araştırma ve yayın etiğine uygun olmalıdır. Dergiye gönderilen makale biçimsel esaslara uygun ise, editör ve en az iki danışmanın incelemesinden geçip, gerek görüldüğü takdirde istenen değişiklikler yazarlarca yapıldıktan sonra yayınlanır.</p> <p style="text-align: justify;"><br>Tüm yazarların gönderilen makalede akademik-bilimsel olarak doğrudan katkısı olmalıdır. Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.</p> <p style="text-align: justify;">Dergi ile ilgili her türlü iletişim için kullanılacak adres:</p> <p style="text-align: justify;"><strong>Prof.Dr. Halis Dokgöz</strong>, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, Mersin, Türkiye.</p> <p><strong>Makale Başvuruları:</strong>&nbsp;Dergiye yazı gönderme işlemi dergimizin&nbsp;<strong>www.adlitipbulteni.com</strong> adresinde bulunan online makale gönderme sisteminden yapılır. Online başvuru dışında gönderilecek yazılar değerlendirmeye alınamayacaktır. Adli Tıp Bülteni'ne gönderilen yazılar orijinallik yönünden taranmaktadır.</p> <p>E-posta: <a href="mailto:halisdokgoz@adlitipbulteni.com">halisdokgoz@adlitipbulteni.com</a></p> <ul> <li class="show"><strong>p - ISSN 1300-865X</strong></li> <li class="show"><strong>e - ISSN 2149-4533</strong></li> </ul> https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1284 Editörden 2019-04-04T15:09:18+03:00 Halis Dokgöz halisdokgoz@adlitipbulteni.com <p>Değerli Adli Bilimciler,</p> <p>Adli Tıp Bülteni’nin 2019 yılı ilk sayısıyla karşınızdayız. 1919’dan 2019 yılına, 14 Mart’ın 100. yılının tüm sağlık çalışanlarına ve adli bilimler alanında çalışan hepimize başarı ve barış getirmesini diliyoruz.</p> <p>Adli Tıp Bülteni’nin, DOAJ (Directory of Open Access Journals) gibi uluslararası indekslerce taranan uluslararası bir dergi niteliğine kavuşması yanında Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından Doçentlik Başvuru Şartları‘nın “Ulusal Makale” maddesinde “ULAKBİM tarafından taranan ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makale” koşulu da getirilmiş olup adli bilimler kapsamında ülkemizden sadece Adli Tıp Bülteni’nin TÜBİTAK ULAKBİM TR Dizin kapsamında dizinlenen dergiler arasında yer almasından mutluluk ve gurur duyuyoruz.</p> <p>Dergimizin bu sayısında da adli bilimler alanından farklı disiplinlerden çalışmaları sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p> <p>Çalışmalarınızı dergimize gönderirken dergimiz yazım kurallarını dikkatle incelemenizi sizlerden rica ediyoruz.</p> <p>Bilimin edebiyat ve sanatta yeni ufuklar açıcı niteliğinin görünür kılınması ve liyakatın adli bilimler alanında ne kadar önemli olduğunu yaşam bize her gün göstermeye devam ediyor.</p> <p>Bilimselliğin geleceğin adli bilimlerini inşa etmede tek gerçek olduğu bilinciyle dergimizin bilimsel niteliğini hep birlikte daha da yükseklere taşımak, Adli Tıp ve Adli Bilimler alanında en güncel çalışmaların paylaşıldığı ortak bir platform olmaya devam etmesi dileğiyle...</p> <p>Prof. Dr. Halis Dokgöz<br>Editör</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Halis Dokgöz https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1192 Türkiye’deki Psikiyatri Hekimlerinin Adli Psikiyatri Bilgi Düzeyi Nedir? “Sizce Adli Psikiyatri Bir Yan Dal Olmalı mıdır?” 2019-03-30T00:01:57+03:00 Çağatay Saygılı cagataysyg@gmail.com Sertaç Ak sertac@hacettepe.edu.tr Gürol Cantürk gurolcanturk@yahoo.com <p><strong>Amaç: </strong>Adli Psikiyatri pek çok ülkede hali hazırda psikiyatrinin bir yan dalı olarak tanımlanmaktadır. Ancak ülkemizde henüz yapılandırılmış bir eğitimi yoktur. Bu çalışmayla, psikiyatri hekimlerinde, sağlık hukuku temel bakış açısıyla adli psikiyatri alanında biriken bilginin düzeyini ölçmek ve camiada adli psikiyatrinin yan dal olmasına bakış açısını ve bunun belirleyicilerini saptamak istedik.</p> <p><strong>Yöntem: </strong>Veriler, Türkiye’de psikiyatri hekimlerinin çoğunluğunun üye olduğu elektronik posta grubunda duyurulmak suretiyle, internet anketi yöntemi ile elde edilmiştir. Örneklemi, çalışmaya katılmayı kabul eden Türkiye genelinde bulunan, kamu (Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üniversite Hastanesi) (184 kişi) ve özel hastaneler (8 kişi) ile özel muayenehanede (15 kişi) görev yapan 207 psikiyatri hekimi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, araştırmacılar tarafından oluşturulan “Demografik Bilgiler Anketi” ile “Psikiyatri Hekimlerinin Sağlık Hukukundaki Bilgi Düzeylerinin Saptanması Bilgi Düzeyi Anketi” kullanılmıştır.</p> <p><strong>Bulgular:</strong>Bilgi Düzeyi Anketi’ne verilen 1 ve 5 puan arasındaki cevapların ortalaması 3,44 olarak saptanmıştır. Araştırmaya katılan hekimlerin 187’si (%90,3’ü) Adli Psikiyatrinin bir yan dal olarak tanımlanması gerektiğini düşünürken, 20’si (%9,7’si) ise gerek olmadığını ifade etmiştir. Cinsiyet, unvan, Adli psikiyatri rotasyonu yapmış olma, 8. Soruya doğru yanıt verme kontrol edildiğinde tek başına yaş arttıkça Adli Psikiyatriyi yan dal olarak istememe artmaktadır.</p> <p><strong>Tartışma: </strong>Bilgi düzeyi ortalaması unvandan, mesleki tecrübeden, eğitim alınan kurum tipinden, asistanlık döneminde pratik ya da teorik adli psikiyatri eğitimi alıp almamaktan etkilenmemektedir. Bunun sebebi hekimlerin kendi çabaları ile bu bilgilere ulaşma çabaları olabilir. Tecrübeli hekimlerin adli psikiyatriyi yan dal olarak daha az görmek istemelerinin nedeni, bu hekimlerin, psikiyatristlerin psikiyatriyi bir bütün olarak ele almaları ve adli mevzulara da psikiyatrinin en az ...</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Çağatay Saygılı, Sertaç Ak, Gürol Cantürk https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1221 Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne Başvuran Gençlik Yaş Grubuna Ait Cinsel Saldırı Olgularının Değerlendirilmesi 2019-03-30T00:01:55+03:00 Melike Erbaş melikeerbas35@hotmail.com Gülsüm Kadı gulsumkadi@gmail.com Yasemin Balcı yaseminbalci@mu.edu.tr Ümit Ünüvar Göçeoğlu uunuvar@gmail.com <p><strong>Amaç:</strong>Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğüne başvuran gençlik yaş grubu cinsel saldırı olgularının değerlendirilmesiyle durum tespiti, bölgesel özelliklerin ortaya konması, öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem:</strong>Haziran 2012-Aralık 2016 tarihleri arasında cinsel suç nedeniyle muayenesi yapılmış 477 olgu arasından 15-24 yaş grubunda olan 217’si çalışmaya dahil edilerek raporları geriye dönük değerlendirilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular:</strong>217 olgunun %71.4’ü 15-19 yaş aralığında, %88.9’u Türkiye vatandaşı, %91.2’si kadın, %8.8’i erkekti. 217 olgu için toplam 244 muayene yapılmıştı. Olgular en fazla Muğla Merkez (%23.5) ve Marmaris’ten (%20.3) gelmişti. Şüpheli saldırganlar %31.8’inde eski/yeni eş-nişanlı-sevgili, %10.6’sında yakın çevreden tanıdık/arkadaşlardı; toplamda %85’inden fazlasında tanıdık biriydi. Olay yeri sıklıkla bir ev ortamıydı (%55.3). Olguların %67.7’sinde Adli Tıp Şube Müdürlüğünde ilk muayene yapılmıştı, %30.8’i olaydan sonraki ilk 72 saat içinde muayene edilebilmişti. En sık; TCK 102/5 ve 103/6 kapsamında beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı (%82) ve cinsel saldırının niteliği ve gerçekleşip gerçekleşmediği (%47.5) sorulmuştu.</p> <p><strong>Tartışma ve Sonuç:</strong>Bölgesel olarak gençlik yaş grubunda cinsel saldırı mağdurlarının çoğunluğunun kadın ve 15-19 yaş grubunda, şüpheli/saldırganın çoğunlukla tanıdık biri, olay yerinin çoğunlukla ev ortamı olması literatür ile uyumdur. Mağdurların olay sonrası adli süreci başlatmalarında gecikme dikkat çekicidir. Haziran 2014 yılında yapılan değişiklikle yasadan ruhsal değerlendirmeyle ilgili fıkranın kalkmış olmasının ruhsal durum değerlendirmesini ortadan kaldırmadığı, ruhsal değerlendirmenin muayenenin bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Cinsel suç olgularının adli süreçte tekrarlayan ifade alımı ve muayeneler nedeniyle yeniden travmatize olmalarını en aza indirebilmek için; tıbbi-hukuki-sosyal destek sağlanabilecek, delillerin toplanabileceği, multidisipliner çalışılan ‘cinsel saldırı başvuru merkezlerinin’ hızla hayata geçirilmesi önerilmektedir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Melike Erbaş, Gülsüm Kadı, Yasemin Balcı, Ümit Ünüvar Göçeoğlu https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1248 İnsan İskeletlerinde Travma: Travmaya Bağlı Ölüm Nedeni Üzerine Bir Araştırma 2019-05-13T03:22:52+03:00 Deren Çeker derenceker@hotmail.com İdris Deniz idrsdnz@gmail.com Ayla Sevim ayla_sevim@hotmail.com <p><strong>Amaç: </strong>Adli Antropoloji’de, insan kemiklerindeki kırıklar, ezikler, kesikler ve delikler analiz edilerek travma çeşidi, ölüm şekli ve buna bağlı <em>muhtemel</em>ölüm nedeni tahminleri yapılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ölüm nedeni travmaya bağlı bireylerin kemiklerindeki kırıkları, BT kullanarak perimortem süreçte incelemek, kırıkların ölümle ilişkisini belirlemek ve adli antropolojik raporlardaki perimortem travma tanımlamalarının güvenilirliğini test etmektir.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem: </strong>Bu çalışmanın materyali, 20.02.2016-29.11.2017 tarihleri arasında travmaya bağlı ölen 23’ü erkek ve 7’si kadın, 30 adli vakadan oluşmaktadır. Vakalar, trafik kazaları, yüksekten düşme, ip ile ası eylemi ve ateşli silah yaralanması olayları ile temsil edilmektedir. Bireylerin BT verileri, bir vaka hariç, ağır yaralı olarak getirildikleri hastanede ölüm öncesinde çekilmiş, üç boyutlu medikal görüntüleme programı kullanılarak vücutlarındaki kırıklar tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Bulgular: </strong>30 bireye ait 1580 adet kemik incelenmiş ve 242’nde travma tespit edilmiştir. Travma çeşitleri ve <em>muhtemel</em>ölüm nedenleri, adli otopsi sonuçlarından habersiz belirlenerek, daha sonra adli otopsi sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bulgular, 28 kişinin künt travmaya bağlı ve 2 kişinin ateşli silah yaralanması nedeniyle hayatlarını kaybettiğini göstermiştir. Erkek bireylerin ölüm oranının kadınlara göre daha fazla olduğu, travmaya bağlı ölümlerin en çok 21-30 yaş aralığında gerçekleştiği ve ölüme sebebiyet veren kırıkların en fazla kafatası ve göğüs bölgelerinde meydana geldiği gözlemlenmiştir.</p> <p><strong>Sonuç:&nbsp;</strong>Bu çalışmadaki adli antropolojik analizlerin, travma çeşidi tespitinde %90 (n=30/27), ölüm nedeni tahminlerinde %86.6 (n=30/26) oranında başarı yüzdeliğine sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca,travma çeşitlerine göre kırılma özellikleri ayrıntılı olarak tanımlanmıştır.Bu tanımlamalardan hem adli antropoloji, hem de antik dönem iskelet çalışmalarında yararlanılabilecektir.Sonuç olarak bu çalışma, adli antropoloji ve biyolojik antropoloji çalışmalarında travma analizlerinde kullanılabilecek bir referans çalışma niteliği göstermektedir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Deren Çeker, İdris Deniz, Ayla Sevim https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1271 Elektrik Yaralanması Nedeniyle Başvuran Çocukların Klinik, Demografik Özellikleri ve Klinik Sonucu Etkileyen Faktörler: Tek Merkez Çocuk Acil Kliniği Deneyimi 2019-03-30T00:01:50+03:00 Emel Ataş Berksoy emelberksoy@hotmail.com Selçuk Yazıcı selcuk.yzci@gmail.com <p><strong>Giriş ve amaç: </strong>Bu çalışmada çocukluk çağı elektrik yaralanmalarının demografik ve klinik özelliklerinin belirlenmesi, klinik sonucu etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır.</p> <p><strong>Gereç ve yöntem: </strong>Ocak 2008- Aralık 2015 tarihleri arasında elektrik yaralanması nedeniyle acil servise başvuran 112 hastanın dosya verileri geriye dönük incelenmiştir. Olgular 5 yaş ve altı, 6-10 yaş arası ile 10 yaş ve üstü olarak üç gruba ayrılarak elektrik kaynağı ve gücü, yaralanmanın oluş şekli, izlem yeri, klinik yakınmalar ve laboratuvar değerleri açısından gruplar arası ilişki incelenmiştir.</p> <p><strong>Bulgular:</strong>Hastaların 78’i (%69,6) erkek, 34’ü (%30,4) kız olup ortanca yaş 5 yıl (11 ay-15 yıl) idi. Hastaların 101’i (%90,2) düşük voltajlı akım ile 88’i (%78,6) ev içi ortamda yaralanmıştı. Elektrik kaynağına göre altı yaş altında en sık prizlerin (%67,9), 6-10 yaş arasında elektrik kablosunun (%39,4), 10 yaş ve üstü grupta elektrikli ev aletlerinin (%41,6) neden olduğu görüldü. İki hastada sinüs bradikardisi, dört hastada fırlatılmaya bağlı yumuşak doku travması vardı. Hiçbir hastada derin doku hasarı, ileri derecede yanık ve böbrek yetmezliği gözlenmedi. Troponin I, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, serum elektrolitleri, lökosit düzeyleri hastaların tamamında normaldi.</p> <p><strong>Sonuç:</strong>Çocuklarda elektrik yaralanmaları çoğunlukla önlenebilir ev içi düşük voltajlı akım ile gerçeklemiştir. Başvuru anında bilinci açık, derin doku hasarı ve disritmisi olmayan düşük voltajlı elektrik yaralanmalarında ileri incelemeler gerekmeyebilir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Emel Ataş Berksoy, Selçuk Yazıcı https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1226 Cinsiyet Tayininde Rugaların Kullanımı: Bir Ön Çalışma 2019-03-30T00:01:54+03:00 Zehtiye Füsun Yaşar zehtiye2004@gmail.com İsmail Can Pelin cpelin@baskent.edu.tr Erhan Büken erhanbuken@gmail.com Hatice Yağmur Zengin yagmurz@baskent.edu.tr Ayla Kürkçüoğlu kayla@baskent.edu.tr Bülent Dayangaç dayangac@baskent.edu.tr Fırat Koç firatkoc038@hotmail.com <p><strong>Amaç:&nbsp;</strong>Çalışmanın amacı, Anadolu popülasyonundaki palatal ruga örneklerini, sayı, uzunluk, şekil, yan dallarıyla birleşme ve yerleşim yönleri açısından incelemek, cinsiyetlere göre dağılımını belirlemek, palatal rugaların adli vakalarda ve afet kurbanlarının kimliklendirilmesinde cinsiyet tayini için kullanılabilirliğini sorgulamaktır.</p> <p><strong>Gereç ve Yöntem:&nbsp;</strong>Çalışma, 248 bireye ait üst çene modelindeki rugalar Thomas-Kotze ve Kapali sınıflama sistemi kullanılarak değerlendirildi, erkek ve kadınlardaki ruga tiplerinin istatistiksel analizi yapıldı. Veri analizinde SPSS (17.0) versiyonu ve Pearson Chi-Square, Fisher’ın Kesin Testi ve Mann-Whitney U analizleri kullanıldı.</p> <p><strong>Bulgular:&nbsp;</strong>Çalışmada, 132 kadın (%53,2), 116 erkek (%46,8) 248 bireye ait 2367 ruga değerlendirildi. Yapılan analizler sonucunda; ruga sayısı üzerinde cinsiyetin etkili bir faktör olmadığı, ruga toplam sayısının kadınlarda 6-15 erkeklerde ise 5-18 arasında değiştiği, cinsiyet gruplarında toplam ruga sayısı dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı (p=0,161) belirlendi. Ruga uzunluğu ile cinsiyet arasında (p=0,526), ruga şekli ile cinsiyet arasında (p=0,672), ruga yan dallarının birleşme şekilleriyle cinsiyet arasında (p=0,189) ve ruga yerleşim yönleri ile cinsiyet arasında (p&gt;0,05) istatistiksel açıdan anlamlı bir bağımlılık olmadığı belirlendi.</p> <p><strong>Sonuç:&nbsp;</strong>Değerlendirme sonunda en sık rastlanan ruga tiplerinin; uzunluk açısından birincil, şekil açısından da kavisli tip ruga olduğu belirlendi. Rugaların hiçbir tipinde seksüel dimorfizm saptanmadı. Bu sonuç, rugaların adli vakalarda cinsiyet tayini için yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilmesi için olanak sağlamadığını, farklı bölgelerde ve daha büyük örneklem gruplarıyla çalışmanın tekrarlanmasının gerekliliği göstermektedir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Zehtiye Füsun Yaşar, İsmail Can Pelin, Erhan Büken, Hatice Yağmur Zengin, Ayla Kürkçüoğlu, Bülent Dayangaç, Fırat Koç https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1234 2010-2016 Yılları Arasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Başvuran Cinsel İstismar ve Cinsel Saldırı Olgularının Değerlendirilmesi 2019-03-30T00:01:53+03:00 Mustafa Eray Yazar m.erayyazar@gmail.com Bora Boz bboz@pau.edu.tr <p class="Gvde"><strong>Amaç:</strong>Cinsel suçlar, insanlık var olduğundan beri, kültür, dini inanç, sosyoekonomik düzey, rejim farkı olmaksızın, bütün toplumlarda görülebilen, insana yönelik suçlar içerisinde en ağır suçlardan birisi olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde ve birçok ülkede yapılan çalışmalar yüksek sayıda cinsel suç işlendiğini göstermektedir. Bildirilen olguların, toplamın yarısından az olduğunun çeşitli araştırmalarda ortaya konmuş olması, ne denli ciddi bir problem olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ülkemizde bu sorun son yıllarda yaşanan sosyolojik değişimlerden de yoğun olarak etkilenmektedir.</p> <p class="Gvde"><strong>Gereç ve Yöntem:</strong>Bu çalışmada 2010-2016 yılları arasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başvuran, adli tıp polikliniğinde ve hastane bünyesindeki adli heyet tarafından değerlendirilen 565 adet cinsel istismar ve cinsel saldırı olgusuna ait raporlar sosyodemografik özellikleri ile risk faktörleri ve önleme yolları açısından incelenmiştir.</p> <p class="Gvde"><strong>Bulgular:</strong>Olguların %85.1’inin (n:481) kadın, %14.9’unun (n:84) erkek olduğu, %40’ının (n:226) 15-18 yaş grubunda olduğu, sanıkların genellikle mağdurun akraba ya da tanıdığı kişilerden olduğu (%88.1, n:498) ve %99.5’inin (n:562) erkek olduğu saptanmıştır. Adli Tıp polikliniğinde değerlendirilen vakalar incelendiğinde (n:267); olguların %11.2’sinin (n:30) olay sonrası ilk 72 saat içerisinde değerlendirilebildiği, bunların da %50’sinin (n:15) ilk olarak devlet hastanesine başvurduğu görülmüştür. Olguların %12.6’sında (n:71) sanığın mağdura ulaşmasında internet-sosyal medya kullanımı olduğu görülmüştür.</p> <p class="Gvde"><strong>Sonuç:</strong>Mağdurların olay sonrası çok azının ilk 72 saatte değerlendirilebildiği ve bunlarında çoğunluğunun acil servislerde değerlendirilebildiği dikkati çekmiştir. Bu sebeple cinsel suç kriz merkezlerinin kurulması ve yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca son yıllardaki teknolojik gelişmelere paralel olarak internet ve sosyal medya yeni bir risk faktörü olarak dikkati çekmektedir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Mustafa Eray Yazar, Bora Boz https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1254 Çocuklarda Trafik Kazası Nedeniyle Oluşan Maluliyet ve Etki Eden Faktörler 2019-03-30T00:01:51+03:00 Selçuk Yazıcı selcuk.yzci@gmail.com Muhammet Can balikesirmcan@gmail.com <p>Maluliyet sözcüğü sakatlık olarak belirtilmektedir. Karayollarındaki taşıtlar, buna bağlı trafik kazaları, kazalara bağlı ölüm ve yaralanmalar her geçen gün artmaktadır. Çalışmamıza, 0-18 yaş grubu 108 çocuk dahil edildi. Yaş gruplarına göre, G1 (0-6 yaş okul öncesi grup), G2 (7-12 yaş ilköğretim yaş grubu) ve G3 (12-18 yaş grubu) ayrıldı. Trafik kazası cinsi (araç içinde, yaya, motosiklet), araç içindeyse oturma yeri (önde, arkada), kırık cinsi ve kırık sayısı gibi pek çok parametreler dikkate alındı. Çocukların ortalama yaşı, 12,98 (SD: 4,364 yaş)olarak bulundu. 68’i erkek (%63,0), 40’ı kadındıı (%37,0). Ortalama maluliyet oranı %10,85 (aralık %2-%59) olarak tespit edildi. Cinsiyetler arasında farklılık yoktu. 41’i kazayı araç içinde, 35’i motosikletle ve 32’si ise yaya iken geçirmişti. Açık çok parçalı kemik kırığı oluşan hastalarda ortalama maluliyet oranı (%27,13, SD 27,77) diğer kırık türlerine göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Çocuk hastalarda travma sonrası muayenede uluslararası düzeyde yaygın olarak kullanılan skorlama sistemleri, ülkemizde henüz genel uygulamaya girmemiştir. Çocuklar için hazırlanmış veya modifiye edilmiş skorlama sistemlerinin kullanılması, trafik kazası nedeniyle sekel oluşan çocukların hem tedavisi,&nbsp; hem adli olarak raporlanması ve hem de sonraki süreçteki yaşamları için önemli olduğunu düşünmekteyiz.&nbsp; Son olarak, ülkemizde kullanılan yönetmeliklere göre, maluliyet hesaplamalarında, çocukların düz işçi olarak kabul edilmesi ne derece doğrudur?</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Selçuk Yazıcı, Muhammet Can https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1218 Diyabet Hastalarinda Hipogliseminin Ceza Sorumluluğuna Etkisi 2019-03-30T00:01:56+03:00 Ayşe Derya Kaynak ayder.kaynak@yahoo.com Ali Rıza Tümer tumeralir@hotmail.com <p>Suç isnat edilen kişilerin, haksız cezai yaptırımdan kaçınmak için savunmalarında sağlık problemlerini öne sürerek, suça konu eylem esnasında iradelerinin yerinde olmadığını iddia etmeleri sık karşılaşılan bir durumdur. Bu konuda akıl ve ruh sağlığı ile ilgili rahatsızlıklar en sık karşımıza çıkanlardır. Ancak, bilinç durumunu etkileyen diğer sağlık problemlerini de unutmamak gerekmektedir. Diyabet hastaları da hipoglisemi atağında işlenen suçlarda iradelerinin devre dışı kaldığını iddia edebilmektedir. Çünkü diyabet hastalarında uzun vadede gelişen görme kaybı, böbrek yetmezliği, kalp krizi, kişilik değişiklikleri gibi bilinen kronik komplikasyonlar yanında, yüksek doz insülin uygulaması nedeniyle ortaya çıkan ve bilişsel işlevlerde bozukluklarla karakterize hipoglisemi ve nöroglikopeni gibi akut tedavi komplikasyonları da mevcuttur. Mahkemeler bu nedenle kişinin cezai sorumluluğunun tespiti hususunda, adli tıp uzmanlarından bilirkişi görüşü isteyebilmektedirler. Bu makalede, diyabet hastalarında sık görülen bir tedavi komplikasyonu olan hipoglisemi ve nöroglikopeninin kişide oluşturduğu bilişsel ve kognitif bozuklukların cezai sorumluluğu etkileyebilecek bir durum olup olmadığı, etkiliyorsa hangi kapsamda etkileyebileceği hususunun, bu konuda görülmüş davalar örnek gösterilerek tartışılması amaçlanmaktadır.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Ayşe Derya Kaynak, Ali Rıza Tümer https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1219 Ruhsal Travmanın Edebiyat Yoluyla Aktarımı: Ömer Seyfettin ve Beyaz Lale 2019-03-30T00:01:56+03:00 Anıl Özgüç anilozguc@gmail.com Gökhan Oral gokhanoral@gmail.com <p>Ömer Seyfettin (1884-1920) “Beyaz Lale” öyküsünü 1912 yılında yazmıştır. Yazarın hemen tüm öykülerinde olduğu gibi Beyaz Lale de dönemin sosyal ve siyasi yapısının izlerini taşır. Öykü, Balkan Savaşlarından sonra Serez’de yaşayan Türk halkının Bulgar komutan Radko tarafından katledilmesini konu edinir. Bulgar çeteleri Türk köylülerini kadın ve çocuk ayırımı yapmaksızın işkence ederek öldürür, evlerini yağmalar. Camiler yıkılır ya da kiliseye çevrilir. Serez’in en güzel kızı olarak tasvir edilen ve öyküye adını veren Beyaz Lale ise, komutan Radko’nun tecavüz girişimine maruz kalır. Beyaz Lale buna izin vermemek için intihar eder. Ancak kurbanın intiharı komutan Radko’yu durdurmaz, Beyaz Lale’nin ölü bedenine tecavüz eder.</p> <p>Öykü, adli bilimlerin çalışma alanı kapsamında değerlendirilecek işgal, katliam, yağma, işkence, tecavüz, intihar ve son olarak da kişinin ölü bedenine tecavüz gibi kavram ve durumları barındırmaktadır. Çalışmada, adli bilimlerin çalışma konusu olan kavram ve sapmaların öykünün kurgusu ve yazar Ömer Seyfettin’in yaşamına paralel olarak değerlendirilmesi, Ömer Seyfettin yazınının çocuk edebiyatı içindeki konumu ve ruhsal travmanın edebiyat yoluyla aktarımının tartışılması amaçlandı.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Anıl Özgüç, Gökhan Oral https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1224 Anestezi ve Sedasyon Altındaki Cinsel Halüsinasyonların Tıbbi ve Yasal Yönleri: Olgu Bildirileri 2019-03-30T00:01:54+03:00 Emre Mutlu dremremutlu@yahoo.com Faruk Aşıcıoğlu faruk.asicioglu@istanbul.edu.tr <p>Sedasyon veya anestezi altında rüya görme ve halüsinasyonlar, anestezinin uygulanmaya başladığı ilk dönemlerden beri bilinmektedir. Sedatif veya hipnotik ilaçların etkisi altında gelişen cinsel halüsinasyonlar, hasta tarafından gerçek zannedildiğinden ve yoğun olarak hissedildiğinden, hastaların müdahaleyi gerçekleştiren doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının kendilerine cinsel taciz veya saldırıda bulunduğu iddialarına yol açabilmektedir. Hekimlerin asılsız suçlamaların öznesi olmamaları için, müdahale sırasında mümkünse hasta ile aynı cinsiyetten diğer sağlık çalışanları ile birlikte olması, etik hassasiyet göz ardı edilmeksizin müdahale yapılan salonların gözetim altında olması tavsiye edilebilir.İlaçların klinik kullanıma girmeden önceki faz çalışmaları sırasında, halüsinojenik etki yönünden araştırılması da benzer olguların önlenmesi için önem arz etmektedir. Diğer taraftan bütün iddiaların ciddiye alınması ve gerçeklik payı olup olmadığının detaylı araştırılması gerekmektedir.</p> <p>Bu çalışmada Adli Tıp Kurumu 5.İhtisas Kuruluna gelen dosyalar arasından propofol ve midazolam anestezisi uygulanan ve cinsel saldırı iddiası ile adli makamlara başvuran üç olgu sunulmuş ve konunun adli tıbbi ve yasal yönden değerlendirilmesi amaçlanmıştır.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Emre Mutlu, Faruk Aşıcıoğlu https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1246 Trafik Kazası Sonrası Erektil Disfonksiyon Gelişen Olguya Adli Tıbbi Yaklaşım 2019-03-30T00:01:52+03:00 Ahsen Kaya pekcanahsen@yahoo.com Cemil Çelik cemilcelik89@hotmail.com Hülya Güler drhulyaguler@yahoo.com Ender Şenol endertrue@gmail.com <p>Erektil disfonksiyon, cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun elde edilememesi veya sürdürülememesidir. Bu olgu sunumunda; trafik kazasına bağlı multitravmalı olguda gelişen erektil disfonksiyonu adli-tıbbi açıdan değerlendirmek ve yaralama suçlarının adli tıp açısından değerlendirilmesi amacıyla kullanılan kılavuza katkıda bulunmak amaçlandı.</p> <p>Tıbbi evrakta; olaya bağlı pelvik kırıklar, mesane ve üretra rüptürü ve diğer yaralanmaları olduğu kayıtlıydı. Olgunun Anabilim Dalımıza başvurusu sonrası istenen Üroloji konsültasyonu sonucunda; mevcut bulgularla ereksiyonu gerçekleştirmek için organik açıdan yeterli olmadığı anlaşıldı.</p> <p>Travmanın erektil disfonksiyona yol açtığı belirlenen olguda, yaralanmanın ürolojik açıdan kişinin organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine yol açtığı sonucuna varıldı.Erektil disfonksiyonun, cinsel fonksiyon bozuklukları başlığı altında ilgili kılavuzda yer almasının, adli rapor düzenleme sürecine yardımcı olacağı düşünülmektedir.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Ahsen Kaya, Cemil Çelik, Hülya Güler, Ender Şenol https://www.adlitipbulteni.com/index.php/atb/article/view/1260 Gastrik Ülser Perforasyonu ve Peritonite Eşlik Eden Sarcina Ventriculi’nin Postmortem Tanısı: Olgu Sunumu 2019-03-30T00:01:51+03:00 Aytül Buğra aytulsargan@gmail.com Taner Daş tanerdas@hotmail.com Neval Elgörmüş neyelgormus@yahoo.com Gizem Ayaz gizemayaz17@gmail.com <p>Sarcina ventriculi, karakteristik tetrad morfolojisi olan gram pozitif anaerobik koktur. Bazofilik boyanması, küboidal şekli, tetrad morfolojisi ve refraktil yapısı ile ışık mikroskobunda tanınır. Literatürde Sarcina ventriculi ile ilgili az sayıda vaka bildirilmiştir. Biz erkek gastrik ülser perforasyonu ve peritonit ile prezente olan 53 yaşındaki erkek olguda postmortem incelemede insidental olarak Sarcina ventriculi bakterisini tespit ettik. Olguların çoğu karın ağrısı, bulantı, kusma ve gecikmiş gastrik boşalma ile prezente olmaktadır. Gastrik perforasyon ve amfizematöz gastrit gibi yaşamı tehdit eden fatal komplikasyonlara yol açabilmektedir. Histopatolojik inceleme tanıda anahtar rol oynamaktadır. Bu bakteri gastrik ülser perforasyonun ayırıcı tanısında patolog tarafından her zaman akılda tutulmalıdır. Çalışmamızda mide ülser perforasyonu nedeni ile ölen ve yatağında ölü bulunan 53 yaşında erkek olgu sunulmuştur.</p> 2019-03-28T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2019 Aytul Bugra, Taner Das, Neval Elgörmüş, Gizem Ayaz